erdemguntepe.sitemynet.com
Planör (Glider) Nedir?
Planörler Nasıl Uçar?
Nasıl Pilot Olunur?
UHAVK
Denemeler

Denemeler


Denemelerim...

Bu sayfada Uludağ Üniversitesi İnsancıl Tıp Topluluğu'nun yayınladığı KUŞ isimli bülten için yazdığım denemeleri koydum, eleştirilerinizi bekliyorum.
Lütfen özellikle teknik anlamda eleştirin ki bende kendimi geliştirebileyim :-)




BATARYA DOLUYMUŞ...!

Bütün akşam telefondan ufacık bir sinyal gelsin diye bekledim, en sonunda bir kıpırtı oldu, sevinçle karışık bir heyecan, çocuksu umutlar, odanın öbür ucundaki telefona sarıldım. Bir uyarı yazısı; Batarya Dolu. Zaten bende onu merak ediyordum, batarya doluysa tamam!!!

Beklemek kadar nefret ettiğim bir şey daha yok. Neyi beklediğimin de bir önemi yok, arkadaşları, sınav saatini, bir otobüsü yada birilerinin karar vermesini, hiç fark etmez tümünden nefret ediyorum. Kendimce bir çözümüm de var, beklememek için yokmuşlar gibi davranıyorum, ya son dakika gidiyorum gideceğim yere ya da o beklemem gereken zamanda oradan uzaklaşıyorum, üzerimdeki bekleme baskısını ne kadar alıyor bu, işte o durumdan duruma değişiyor ama benim için en çekilmezi ve zoru, telefon beklemek...

Odada birileri olsa kafanı uzatıp "Hadi abi kök saldık" manasında işaretlerle karşıda baskı oluşturmak mümkün ama telefon beklerken onu arayıp "Bak yarım saat oldu hala aramadın" denmiyor ki, gerçi bu manaya gelen çağrı ve mesajlarla taciz etmek de mümkün ama herkes de taciz edilmiyor, dost var düşman var, zor.. zor..

Bazen telefonu kapatmayı da deniyorum, hani sürpriz olmasın yarım saat sonra açayım, "Aaa mesaj gelmiş" yada "Beni aramışsın,hayırdır" sanki sabahtan beri bu anı beklemiyormuş gibi bir pişkinlik bir pişkinlik "Hımm, kapalıydı, işlerim vardı biraz" Vardı evet, bu arada mutfakta vakit geçsin diye tıkınıp, patates kızartırken kullandığım ve en az 100 kez sıkıntıdan okuduğum gazetedeki haberlere bakıp bakıp tekrar şaşırıyordum;"Sibel Can evleniyormuş" Tabi bu açıp kapatma olayının yan etkileri daha kötü bu arada; ya bu arada arar, ulaşamayınca o da kapatırsa,eyvah! "Koş Erdem Koş, telefonu aç"

Tüm samimiyetimle söylüyorum, böyle durumlarda hiç bir işe yaramayan bu numarayı en fazla 1 bilemediniz, o da sizin güzel hatırınız için 2 dakika sürdürebiliyorum!

Bitip tükendim sandınız di mi, tükenmedim; Tüm bu eziyet dolu anlara son vermek için son çarem de şudur, telefonun sesini sürekli kapalı tutuyorum, tatiller dahil hiç açmıyorum. Bu ilk zamanlar biraz takıntı yaratmış olsa da alıştıktan sonra biraz rahat ediyorsunuz. Zaten sesi kapalı, en azından kulağınızı telefona vermek zorunda kalmıyorsunuz, "İçerden bir ses mi geldi" gibi cümleler tarih oldu, arkadaşlarınızda bu durumu bilirse,hiç sorun yok. Canınız ne zaman isterse gider bakarsınız telefona ya da titreşimi duyup hissedebileceğiniz bir yere koyarsınız, olur biter.

Tabi bu onun sizi hala neden aramadığını ve bu bekleme durumunun daha ne kadar süreceğini açıklamaz sadece çekeceğiniz ızdırabı azaltabilir; itiraf etmem gerekirse yukarda saydıklarıma ek olarak bu yazıyı da kaleme almış olmam bile bu bekleme sıkıntısını üzerimden almadı; ben bekleyemiyorum.

Genelde benim gibi adamlara 7 aylık muamelesi yaparlar ama bence biz hiç de azınlıkta değiliz, sadece pek sesimiz çıkmıyor, aslında bir forum çatısı altında birleşsek, bizi bekletenlere nispet, www.senibekliyorum.forum, "istediğin kadar beklet, biraz daha aramazsan zaten aramana gerek kalmayacak,sen bilirsin" gibi bir sloganla bu rahat tipler üzerinde baskı oluşturabilir miyiz acaba..

Bu da beklemenin en sık görülen komplikasyonu: Saçmalamak (Tıpçı Dergisi ya o bakımdan); mazur görün saat gecenin 2 buçuğu, hala bir kıpırtı yok, ne rahat tipler var arkadaş, inanılır gibi değil...(26 Ekim 2005 / 02:31)

Stj.Dr.H.Erdem GÜNTEPE